İyi Oluş
“Dünyada herkes mutlu olmak ister. Fakat sizi mutlu eden şey ne olduğunuz ve ne yaptığınız değil, sizin görüş ve duyuşunuzdur.”
Toplum içerisinde mutluluk kavramı olarak öznel iyi oluş kavramını karşılamaktadır. Öznel iyi oluş bireyin olumlu duyguları daha fazla, olumsuz duyguları ise daha az yaşaması ve yaşamdan yüksek doyum alması anlamına gelmektedir. Olumlu duygular, neşe, ilgi, heyecan, güven gibi duyguları; olumsuz duygular ise korku, öfke, üzüntü, suçluluk, nefret gibi duyguları ifade etmektedir. Öznel iyi oluşu etkileyen birçok dinamik bulunmaktadır. Yaş, cinsiyet, eğitim, gelir düzeyi gibi demografik özellikler; bedensel istekleri doyurmak, insanlarla etkileşime geçmek gibi aktiviteler ve genetik yatkınlıktır.
Öznel iyi oluş, bireyin enerjisini ve yaratıcılığını artırmakta, bağışıklık sistemini güçlendirmekte, sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlamakta ve iş hayatında verimliliğini artırmaktadır.
“Mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız hayatınızı bir amaca bağlayın, kişilere veya eşyalara değil.”
Psikolojik iyi oluş, bireyin geçmiş yaşamını ve kendisini olumlu olarak değerlendirmesi (kendini kabul), bir birey olarak büyüme ve gelişmeye devam etmesi (kişisel gelişim), bireyin yaşamının anlamlı ve amaçlı olduğuna inanması (yaşam amacı), diğer insanlarla nitelikli ve sağlıklı ilişkiler kurması (diğerleriyle olumlu ilişkiler), bireyin yaşamını ve çevresini etkili şekilde yönlendirme kapasitesine (çevresel hakimiyet) ve özgür irade hissine (özerklik) sahip olması olmak üzere birçok bileşeni kapsayan pozitif psikolojik işlevsellik bakış açısıdır.
Kendini kabul (self- acceptance); bireyin tüm yeterli ve yetersiz özelliklerini gerçeğe uygun bir biçimde değerlendirebilmesini, yetersiz ve sınırlı yanlarını da kişiliğinin bir parçası olarak kabul etmesini sağlayan normal ve sağlıklı bir benlik tutumudur. Bireylerde kendini kabul duygularının oluşmasında içinde bulundukları sosyal çevrenin önemi oldukça fazladır. Bu nedenle bireyler kendilerini ortaya koyabildikleri, diğerleri tarafından da kabul görebildikleri, sevildiklerini ve bağlandıklarını hissettikleri bir ortama ve ilişkilere ihtiyaç duymaktadırlar.
Bireyin kendini kabul etmesinin ve kendisine saygısının bireyin potansiyelini gerçekleştirmesini ve psikolojik olarak kendini iyi hissetmesini sağladığı ileri sürülmektedir.
“Herkesin sürekli mutlu olmasına gerek yoktur. Dahası, dünyada bunu kimse başaramaz. Hayatın gerçekleriyle başa çıkmayı öğrenmek gerek.”
• Kendiniz için yaşamınızda anlamlı ve amaçlı olduğuna inandığınız hedefleriniz için çabalayın,
• Kişisel hayat standartlarınızı belirlemeye çalışın ve bu standartlara göre kararlar verin,
• Potansiyelinizin ve yeteneklerinizin farkına varın, bunları geliştirmeye çalışın,
• Değerlerinize ve ihtiyaçlarınıza göre çevrenizi düzenlemeye çalışın,
• İnsanlarla güvenli ve samimi, kendi isteklerinizi ve düşüncelerini ifade edebileceğiniz ilişkiler kurmaya özen gösterin,
• Kendinizi olumlu ve olumlu tüm özelliklerinizle kabul edin,
• İçinde bulunduğunuz an’ın farkında olarak yaşamaya, iç dünyanızda olanlara ve dış dünyaya yargılamadan ve kabullenici bir şekilde odaklanmaya özen gösterin.
• Böylece daha mutlu, huzurlu ve işlevsel bir hayat yaşayabilir, ilişki doyumlarınız daha yüksek olabilecektir.
“Eğer biraz aklın varsa; mutluluk için istediğin şartları bulamayınca, bulduğun şartlarda mutlu olmayı bilmelisin.”
Dr. Psikolog Gülçin ŞENYUVA